AHK dergisi "ODA"'da Yayımlanan Röportajımız

​Teknolojik Eğitimi Geliştirme Vakfı (TEGEV) Türkiye’de mesleki ve teknik eğitimi, sanayisi gelişmiş ülkelerdeki mesleki ve teknik eğitim seviyesine yükseltmek amacıyla başlangıçta Alman orijinli firmalar tarafından kurulmuş önemli bir kurum.
İlerleyen zamanda Türk firmaları, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler ile sanayi ve ticaret odalarının da katılımıyla genişleyen Vakıf, Almanya’da başarıyla uygulanan mesleki eğitimde dual eğitim sistemini Türkiye’ye uyarlama konusunda önemli başarılara imza atmış. TEGEV Başkanı Yard. Doç. Dr. Hayrettin Karcı ile teknik ve mesleki eğitim konusunda Vakfın misyonu ve faaliyetleri üzerine konuştuk.
• TEGEV’in kuruluş gerekçesi nedir?
1980’li yılların sonunda Almanya’dan dönen Türk ailelerinin çocuklarının Türkiye’de mesleki eğitimlerini alabilmeleri için ortamlar yaratmak üzere Baden-Württemberg Eyaleti Ekonomi Bakanlığının desteğiyle bir proje başlatıldı. Bu amaçla Haydarpaşa Endüstri Meslek Lisesi’nde Otomatik Kumanda adlı bir bölüm açıldı. Buraya eğitim müfredatlarıyla birlikte Almanya’dan öğretmenler, eğitim materyalleri geldi ve laboratuarlar kuruldu. Buradan mezun olanları endüstrinin çok beğendiği ve severek işe aldığı elemanlar oldular.
Daha sonra Almanya desteğinin çekilmesi üzerine Alman kökenli büyük firmalar bir araya gelerek 1995’te TEGEV’i kurdular. Sadece Alman şirketleri değil, Türk firmaları, sanayi ve ticaret odaları, üniversiteler, meslek yüksek okulları, sivil toplum kuruluşları da katıldı ve Türkiye’de özellikle endüstrinin olduğu farklı bölgeler de Otomatik Kumanda bölümleri açıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın MEGEP Projesi’ni başlatması ile Otomatik Kumanda bölümleri kapandı ve bütün buralardaki altyapı makine teknolojileri, elektrik elektronik teknolojileri ve endüstriyel otomasyon teknolojileri alanlarına geçti. Bundan sonra Vakıf, Endüstriyel Otomasyonu’nun bir dalı olarak Mekatronik Bölümü’nü desteklemeye başladı. Vakfın içinde çalışma grupları oluşturuldu. Dual sistemle mesleki eğitimin geliştirilmesi bunlardan birisi. Alman sanayi ve ticaret odalarıyla birlikte uygulanmakta olan bir proje var ve bu programdan mezun olanlar sanayide gerçekten çok güzel şeyler yapıyorlar.
• Türkiye’de de son yıllarda mesleki eğitimi sanayinin ihtiyaçlarına paralel hale getirme çalışmaları var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığımız görüşmede bize organize sanayi bölgelerinde (OSB) özel meslek liselerinin yapımının teşvik edileceği ve başarı durumlarına göre bu okullara bir öğrencinin maliyetinin bir buçuk katı kadar finansal destek sağlayabileceklerini ve bu şekilde mesleki eğitimi iyileştirip, geliştireceklerini ifade ettiler. Buna göre örneğin birisi para kazanacağını düşünerek bir lise kurdu, ekipmanlarını, öğretmenlerini
ve öğrencilerini buldu. Bakanlık da öğrencileri test edecek ve başarılı olmaları durumunda bu meslek lisesine parasal destek sağlayacak. Bence burada bir sorun var. Çıktıyı kontrol etmek her zaman amaca hizmet etmez. Çıktı başarısız ise, bu ürünün üretildiği sistemi sorgulamamız ve kalitesiz ürünün üretilmeyeceği bir sistemi yaratmamız gerekiyor. Bu gerçekten hareketle süreç odaklı kalite yönetim sistemi geliştirildi. Bu amaçla TEGEV’in içinde “Certified by TEGEV” adıyla bir çalışma grubu kurduk. Danışmanlık, akreditasyon, test ve belgelendirme faaliyetleri ile eğitim sürecini sertifikalandırıyoruz.
• Vakıf olarak dual eğitimde nasıl devreye giriyorsunuz?
Mesela BSH ile beyaz eşya sektöründe teknisyen yetiştirmek amacıyla yürüttüğümüz bir proje var. Bu tür projelerde pilot meslek okullarımızla çalışıyoruz. Gebze’de bulunan STFA Endüstri Meslek Lisesi, Vakfımızın bir plot okuludur. Böyle bir çalışmada, müfredatın sağladığı esneklik değerlendirilerek teorisi ve pratiği ile endüstrinin beklediği profile olabildiğince yaklaşan bir eğitim programı geliştiriyoruz ve pilot okulumuzla uygulamaya koyuyoruz. Ayrıca, öğrencilerin kendilerini bireysel ve sosyal yönden geliştirebileceği dersler ilave ediyoruz. Bu projeler ilgili firma ile birlikte yürütülerek, öğrencilerin hem okulda hem de iş yerinde aldıkları eğitimle kendilerini işe hazırlamaları sağlanır. Festo’nun yürütmekte olduğu Mekatronik Sistem Tekniği (MST) programı da bu tür örnek bir projedir.
Burada Mekatronik Sistem Tekniği programından bahsetmek istiyorum. Program Stuttgart IHK’dan alındı. Projenin başında ben varım ve uyarlamasını yapıyorum. Proje denklik modülü, ana
modül ve proje modülünden oluşuyor. Denklik modülü Almanya’da 140 saat iken bizde 300 saat oluyor. Almanya’da bu programa gelen öğrencinin alt yapısı ile Türkiye’dekinin aynı değil. Katılımcılar, programın sonunda TEGEV’in de aralarında olduğu bir değerlendirme komisyonunun önünde sunum yapıyor. IHK’nın şablonuna göre başarılıysa iki ülkede de geçerli bir sertifika veriliyor. Burada, eğitim programı, teorisi ve uygulaması ile yerinde denetleniyor. Bu programlarla öğrenciler reel sektörde başarılı oluyorlar.
• Endüstriye kısa sürede ara eleman kazandıran programlarınız var mı?
TEGEV’in “Üyelerden üyelere” adıyla kendi üyeleri arasında seminer dizilerinden oluşan planlı eğitimleri var. Örneğin Siemens ile yaptığımız çalışmada CNC eğitimi verildi. Aynı şekilde Festo ile bir pnömatik eğitimi verebiliriz. Üyelerin daha çok avantajı olmakla birlikte dışarıya da bu tür hizmetleri ücretli olarak verebiliyoruz.
• TEGEV olarak verdiğiniz sertifikanın önemi nedir?
Teknik ve mekatronik alanında TEGEV’in ciddi bir birikimi var. Bu birikim sertifikaya da yansıyor. Eğitim kurumunun seçimi, teorik ve pratiğinin belirlenmesi ile sürecin denetlenmesine kadar birçok şeye dikkat edilerek program oluşturuluyor.
Çalışma gruplarımızdan bir tanesi, mekatronik alanında meslek standartlarını ve ulusal yeterlilikleri geliştiren gruptur. Vakfımız Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından mekatronik alanında meslek standartlarını ve ulusal yeterlilikleri geliştirmek üzere yetkilendirlmiştir.
• Üniversitelerle yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bu konuda, kurucu üyemiz olan Festo tarafından Boğaziçi Üniversitesi ile yürütülmekte olan bir program var. Programda dört yıllık mühendislik mezunlarına tamamlayıcı eğitimler veriliyor. Teorik anlamda geniş bilgiye sahip olan katılımcıların eksik teorik bilgileri üniversiteyle, pratik becerileri de Festo’nun verdiği uygulamalı eğitimlerle karşılanıyor. TEGEV, sanayi ile üniversite arasında eğitim faaliyetlerinin organize edilmesi, düzenlenmesi, bir plan dahilinde yürütülmesi ve çıktılarının gerçekten işe yarar durumda olmasını sağlayıp mekatronik ile ilgili birikimlerini aktarıyor. Ayrıca, TEGEV’in bir diğer çalışma grubu da Türkiye’de Uygulamalı Bilimler Üniversitesi modelinin gerçekleşmesine hizmet etmektedir.
• Vakıf olarak yeni programlar ve projeleriniz var mı?
Özellikle mesleki eğitimi dual ve katılımcı yöntemle geliştirmeye yönelik projelerimiz var. Yeni 4+4+4 eğitim sisteminin netleşmesini bekliyoruz. Bu noktada dual sistemin merkezi olan Almanya’nın çok iyi incelenmesi ve ülkemizdeki sisteme uyarlanması gerektiğine inanıyoruz. Ben bu sistemi Almanya’da Siemens’te, Festo’da ve Mercedes’de inceledim. Öğrenciler bir yandan okula giderken, diğer taraftan da çıraklık merkezleri ya da fabrikalara giderek uygulamalı eğitimler alıyorlar. Vakfımızın diğer bir çalışma grubu da mesleki eğitimde öğretmenlerin eğitimlerinin geliştirilmesi için çalışıyor.


ODA dergisinin ilgili sayısına buradan ulaşabilirsiniz.



Top